“Gündeme Dair Düşünceler” seminerinde bu hafta, ışık hızıyla ilerleyen yapay zekâ gerçeği ele alındı. Gazeteciler Adem Metan, Cüneyt Polat ve Taha Hüseyin Karagöz, “Yapay zeka nedir?” sorusunu yanıtlayarak yeni iletişim çağında insanlığı bekleyen olası senaryoları ele aldı.
Esenler Belediyesi Basın ve Yayın Müdürlüğü tarafından düzenlenen “Gündeme Dair Düşünceler” seminerinde bu hafta yapay zekâ konusu ele alındı. Gazeteci Adem Metan moderatörlüğünde gerçekleşen programa gazeteciler Cüneyt Polat ve Taha Hüseyin Karagöz konuk olarak katıldı. Esenler Gençlik Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte, yapay zekâ çağında dijital medyanın durumu masaya yatırıldı. Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu’nun da katıldığı seminere yoğun ilgi gösterildi. Programda gazeteciler, yapay zekânın günümüzdeki rolü ve gelecekte oluşturacağı yeni dünya hakkında değerlendirmelerde bulunarak katılımcıların sorularını yanıtladı.
Yapar zekayı büyük bir raf olarak tanımlayan gazeteci Adem Metan, “ Kişilerin ayak izlerini akıllıca takip edebilen, neleri sevdiğini hafızasına kaydeden, nelere tepki vereceğini belleğinde tutan ve daha önce ziyaret ettikleri siteleri inceleyerek neyi satın alabileceklerini önceden öngörüp karşılarına çıkarabilen bir sistemdir. Yapay zekâ, her geçen gün insanlığı gerçeklikten koparma potansiyeline sahiptir. Elbette bazı yararları vardır, ancak kontrol tamamen bizde olmadığında bu yararlar oldukça sınırlı hale gelir. Bizim sağladığımız bilgileri arşivleyerek bunları temel alan cevaplar üretir. Yapay zekâyı büyük bir raf olarak düşünebiliriz. Bilgileri toplar ve kim hangi raftan hangi ürünü isterse ona erişim sağlar. Ancak en büyük tehlike, ilerleyen yıllarda ciddi bir dezenformasyon sorunuyla karşı karşıya kalma ihtimalimizdir” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin yapay zekâya karşı bir önlem planı olması gerektiğini söyleyen gazeteci Cüneyt Polat, şu şekilde konuştu:
“Yapay zekâ, ‘Ben geliyorum!’ diye bağırıyor ve gelirken de, ‘Önlemini alıyor musun?’ diye soruyor. Türkiye, sosyal medya karşısında hiçbir şey yapamadı. Peki, ülke olarak yapay zekâ konusunda ne gibi hazırlıklar yapıyoruz? Yapay zeka, bizi kandırabileceğini, halüsinasyon gördürebileceğini, olmayan kaynakları sunabileceğini ve farkında olmadan çocuklarımızı eğitebileceğini söylüyor. Bu noktada, bizim ne gibi önlemler aldığımız büyük önem taşıyor. 8 yaşındaki oğlumun yapay zekâyı kullanmasına şahit olduktan sonra, 16 yaşına geldiğinde benden kaç adım önde olacağını düşünüp korkuyorum. Böyle bir dünya geliyor. Evet, birçok insan işsiz kalacak. Örneğin, normalde çevirisini yapmamın 2,5 saatimi alacağı 7-8 dakikalık bir uluslararası içeriği, yapay zekâ sayesinde prodüksiyonuyla birlikte yalnızca 8 dakikada tamamladım. Yapay zekâ üzerine inanılmaz yatırımlar yapılıyor, ancak biz sadece onu kullanıyoruz. Yakın zamanda üretim aşamasına geçilecek ve önümüze ikna yeteneği yüksek insanlar değil, yapay zekâlar getirilecek.”
Yapay zekâyı çok sık kullandığını belirten gazeteci Taha Hüseyin Karagöz, “Ben yapay zekâyı kullanıyorum, deyim yerindeyse ırgat gibi çalıştırıyorum. Oldukça fazla iş yaptırıyorum ancak bunu, yapay zekânın eksikliklerini göz önünde bulundurarak yapıyorum. Aylık 500-600 TL ödediğim yapay zekâyı adeta bir ekip arkadaşım gibi kullanıyorum. Yorulmuyor, dinlenmiyor, mazeret bildirmiyor ve bir günlük işi bir dakikada tamamlıyor. Yapay zekâ öyle inandırıcı bir mekanizma ki eğer konuya hâkim değilseniz, size son derece ikna edici bir şekilde yanlış bilgi sunabiliyor. Hiç var olmayan bir akademisyenin hiç yazmadığı bir makalesinden yola çıkarak önünüze bir tez koyabiliyor. Ancak konu hakkında bilgi sahibiyseniz ve kaynak talep ederseniz, ‘Özür dilerim, bir hata yaptım’ diyerek geri adım atıyor. Henüz tam anlamıyla oturmuş bir sistem değil” dedi.