
Bazı bilgiler, internet icat edilmeden önce de çalışıyordu. Hatta elektrik bulunmadan önce bile. Mesela; bir düğmenin nasıl dikileceği veya mutfakta sadece un, yağ ve tuz varken “Bundan yemek çıkar” diyebilmek gibi. Yakın zamanlarda daha bozulmuş bir tost makinesine “Bir bakayım” deyip gerçekten bakabilmek gibi. Bunlara genelde “eski alışkanlıklar” denir. Oysa haksızlık ediyoruz. Bunlar antika değil; bize atalarımızdan miras kalan kadim bilgilerimiz.
Kadim bilgi deyince gözünüzün önüne sakallı bilge amcalar gelmesin. Bu bilgiler bazen mutfakta, bazen apartman boşluğunda, bazen de “Şunu da atma, lazım olur” cümlesinin içinde saklanır. Ve evet, çoğu zaman babaannelerin, anneannelerin ve dedelerin gizli süper gücüdür. Ama spoiler: Bu güç sadece onlara ait olmak zorunda değil.
Genç nesil olarak bizler “Nasıl yapılır?” videolarının çocuklarıyız. Bu harika bir şey.
Ama hayat, bazen Wi-Fi çekmeyen yerlerde de akmak zorunda oluyor. İşte tam o anlarda yaşam becerileri devreye giriyor. Bir musluk damlatıyorsa panik olmak yerine ana vanayı bulabilmek. Bir gün kötü geçtiyse kendine harika bir yemek hazırlayıp hayata kısa bir ara verebilmek. Bunlar küçük gibi görünen ama insanı ayakta tutan şeyler.
İşin güzel yanı şu: Yaşam becerileri sıkıcı değil. Aksine, biraz mizah, biraz deneme-yanılma ve bolca “Bunu da ben mi yapacağım?” içeren bir macera. İlk omletiniz kömür olabilir, sorun değil. Kadim bilgiler hata kaldırır. Hatta hatalarla güçlenir.
Bu bilgileri öğrenmek kadar aktarmak da önemli. Kardeşinize, arkadaşınıza, hatta bir gün kendi çocuklarınıza… Çünkü bilgi zinciri koparsa, bir gün hepimiz bozuk sandalyelere bakıp “Bunu kim tamir eder?” diyeceğiz. Elbette cevap Google olmayacak.
O yüzden yaşam becerilerine biraz daha saygı, biraz daha merak.
Onlar geçmişten gelen tozlu alışkanlıklar değil; geleceğe gönderilmiş kullanma kılavuzları. Hem kim bilir, belki bir gün siz de birine “Gel, sana bunu öğreteyim” dersiniz. İşte o an, kadim bilgi yeni nesle başarıyla aktarılmış demektir. Hep hayalini kurduğunuz bol kazançlı iş, belki de dedenizin sizin öğrettiği ama önemine dair bir dakika bile düşünme zahmetinde bulunmadığınız bir kadim bilgide saklıdır…
Ve evet, nineniz muhtemelen yine haklıydı. Ama bunu ona söylemek zorunda değilsiniz…