İnsanoğlu yaşadıkça nelere şahit olmuyor ki! Neleri yaşıyor neleri! Neyi yaşıyorsa yaşasın sanki tüm yaşamı “kelimelerin” çerçevesinde nefesler tüketiliyor. Bir kelime ile bilmediğin, gitmediğin, duymadığın bir yere giderken bir kelime ile jet hızıyla uzaklaşıyorsun tasviri yapılan yerlerden. Kültür, maneviyat, dilek, şikâyet, kabul, reddedişler ve daha neler var ki “kelimeler” üzerinden devreye sokulmasın.
Kelimelerle bir anda dağları delecek güç bulurken bir kelime ile yerinden kalkamayacak hale geliyorsun. En yakınımızdan en uzağımıza varıncaya kadar bize etki eden şey hep “kelimelerdir”. Yüce Allah öyle bir nimet nasip etmiş ki insanoğluna kadir bilenler “aziz” olurken bilmeyenler de adeta “zelil” olmuşlar.
Neden anlatıyorum bunu onu dile getireyim siz: Hiç tanımadığım bir kimseyle bir yerde karşılaştım. Belli etti kendini; okuyan, arayan, mana derinliğine inmeye gayret eden ve dili döndüğünce bildiğini anlatan bir kimse. Hikmetle, rahmetle ve kalbi bir teslimiyetle. Yol boyu sürekli konuştuklarımızı düşündüm. Hatta İbni Arabi’nin bir sözünü söyledi bana.
-“Kelimeler cansız bir cesede benzer. Onları giydiren insanların ruhlarıdır.”
Orada sustum. Sustum dediğime bakmayın. Adeta anaforlar içinde kaldım. Kasırga, tayfun, boran ne varsa yerle bir eden doğa olayı, tıpkı onların içinde savruldum durdum. Bir Medine’ye gittim, oradan Gazze’ye geçtim. Sonra Arakan’a beni bıraktı. Somali, Yemen, Türkmenistan ve daha nereleri dolaştım pasaportsuz, vizesiz ve hiçbir ücret ödemeden. Daha sonra da zihnimdeki “kelime” hazinesini sizlerle paylaşmaya karar verdim. Bilmiyorum siz de benim halime bürünür müsünüz? İyi, kötü, güzel, hikmet, teslimiyet, hakikat, insanlık, akıl, idrak, ana baba, eş, çocuk, kardeş, uzay, alem ve daha ne varsa tek bir harften oluşan mana bütünlüğünden en uzun kelimelerine varıncaya kadar her birini aldım yürüdüm çöllerde, dağlarda ovalarda. Bişri Hafi ile görüştüm, İbrahim Bin Ethem ve Şakiki Belhi ile hasbihal ettim. Biliyorum ben “şu anı” yaşıyorum ama adeta “kelimelerin” rehberliğinde mana denizinde gemiyi karaya ulaştırmak isteyen kaptanın “Allah’tan aman dileyen” bir tevekkül ve teslimiyetle kalbimin yerinden çıkacak haliyle direksiyonda görmeye çalıştım içindeki yaşadığım zamanı.
Lafızdan Manaya, Manadan Hakikate Demek
Bir kelime… Basit bir ses dizimi gibi görünse de aslında bir dünyanın kapısını açan anahtar, bir gönlü imar eden tuğla, bir ruhu yıkan sel olabilir. İnsan, kelime ile var olur, kelime ile anlam kazanır. Rabbimiz de insana ilk öğretilen şeyin “kelimeler” olduğunu bildirir:
– “Ve Âdem’e isimlerin hepsini öğretti…” (El Bakara/31)
Bu ayet, “kelimenin” sıradan bir araç değil, hakikatin kapısını açan bir vesile olduğunu gösterir. Kelimenin ardında bilgi, idrak ve derin bir hikmet saklıdır.
Kelimenin Hikmeti: “Ol” Emrinden İnsan Diline
Yüce Allah, kâinatı bir kelimenin dilden dökülmesi kolaylığında var etti. O’nun için zor ve imkânsız yoktur. O’nun emir ve yasaklarıyla insanoğlu değer kazanır, anlayana bu bir servet adeta. Yasin suresinde bildirildiği “ol” kelimesinin anlamı çok derindir. Anlamı sürekli Allah’ın “Ol” demesi olmayıp hakikati nasıl ki bir insan için “ol” demek kolaysa Allah için de her bir şeyi var etmek kolaydır.
Kelime, ilahi kudretin nimetidir nasiplilerine. Bizler de konuşurken, kullandığımız kelimelerle ya inşa eder ya da yıkarız. Mevlâna der ki:
-“İnsanın mayası sözdür. Sözü saf olanın gönlü de saf olur.”
Tasavvuf erbabı, kelimenin yalnızca bir araç olmadığını, onun insanın varoluşuna doğrudan tesir ettiğini bilir. Kelime, insanın aklının ve kalbinin aynasıdır. Dilinden güzel kelimeler dökülenin kalbi de güzeldir. Dilinden sertlik, nefret ve yıkıcılık dökülenin iç dünyası da o şekildedir.
Kelimelerin Psikolojik ve Sosyal Etkileri
Kelimenin gücü psikolojide de açıkça görülür. Bir çocuğa söylenen şefkat dolu bir söz, onun özgüvenini inşa edebilirken, küçümseyici bir ifade, hayatı boyunca taşıyacağı bir yara açabilir. Kelimenin ruha dokunma biçimi, kişinin hem kendisini hem çevresini nasıl algıladığını belirler.
Toplumsal hayatın temelinde de kelimeler vardır. Kurulan dostluklar, verilen sözler, yapılan antlaşmalar hep kelimeler üzerine bina edilir. Nezaket dolu bir üslup, en sert kalpleri yumuşatırken, kibirli ve kırıcı sözler en sağlam dostlukları bile zedeler. Bu yüzden Rabbimiz, kullarına nasıl konuşmaları gerektiğini öğretmiştir:
-“Kullarıma söyle, en güzel sözü söylesinler.” (El İsra/53)
Tasavvuf ehli, bu ilahi emri hayatlarının düsturu haline getirmiştir. Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye nasihatinde söylediği şu söz, kelimenin sosyal etkisini ne güzel anlatır:
-“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.”
İnsan yaşatmanın yolu, onun ruhuna şifa olacak kelimeler söylemekten geçer.
Kelime ve Niyetin Haykırışları: “Sözün Kalpten Gelenidir Makbul Olan”
Tasavvufta söz kadar, sözün arkasındaki niyet de önemlidir. Yunus Emre’nin,
-“Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı…” diyerek hatırlattığı gibi, kelime tek başına değil, niyetle birleşerek anlam kazanır. Aynı kelime, güzel bir niyetle söylenirse gönülleri ihya eder, kötü bir niyetle kullanılırsa yıkıma sebep olur.
Nitekim dua, yalnızca kelimelerden ibaret değildir. Duayı kabul eden, kelimenin ötesindeki samimiyettir. Tıpkı kelimelerin toplumu inşa ettiği gibi, dua da insanın manevi dünyasını inşa eder.
Hasılı Kelam: Kelimeyi Hakikat ile Buluşturmak Gerekliliğini Benliğinde Tutmalı
Kelime deyip geçmeyelim. Söylediğimiz her söz ya bir dua ya hayra açılan bir kapı ya da şerre sürükleyen bir yol olur her bir kişiye. Konuşmadan önce, dilimize gelenin gönlümüzden süzüldüğünden emin olalım. Kelimelerimiz, hikmeti kuşanan, ruhu incitmeyen, hakikati yansıtan birer kandil olsun.
Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Aleyhisselam ne de güzel demiş: “Güzel söz sadakadır.” (Tirmizi, Birr, 45)
O halde, sadaka vermekten geri durmayalım. Hele ki Ramadan mevsiminin kapısındayız. Bire on, bire bin bilip halisane bir niyetle gireceğimiz hayır mevsiminin her halinden nasiplenenlerinden olalım. Kelimelerimiz ya bizi Arş’a çıkarır ya da yedi kat yerin dibine sokar.
Yok arkadaş yok! Ben yerin dibine girmek istemiyorum diyerek yaşamaya devam etmek istiyorum deyip de rotasını şaşırmadan devam edenlerden olmamız duasıyla.
Kalın sağlıcakla…